Eskilerden Detaylar (Köy Kokusu)

   Çocukluğum üzerine öyle çok detay hatırlıyorum ki...Bunlardan bir çoğu beni hala mutlu eden güzel hatıralar. Mesela balkonumun manzarasını asla unutamam.Manzara aslında hiç değişmedi hep aynı ... Ama ben memleketime daha da özlemle bakıyorum veya bakabiliyorum.

Bence Gölova da doğmuş büyümüş her çocuk bu özlemi bilir.Her evin kapısı aynı manzaraya açılır.Eteklerinde kar süsüyle Kızıldağ ve maviliğiyle gök yüzüyle yarışan göl manzarası.. Ben İstanbul'da yaşamaya başladıktan sonra farketmedim bunu.Yani biz insan evladı genelde elimizdekini kaybedince anlarız bir şeylerin kıymetini.Ama ben ve benim jenerasyonumda tanıdığım bir çok arkadaşım daha Gölova da yaşarken bile çok severek sabah olsada manzaraya karşı çay içsek akşam olsada göl manzarasına yürüyüşe gitsek diyerek büyüdük.Hatta bunun bir adım ötesi yayladır. uzaktan bakıldığında sanki bu memlekettin göl ve yayladan başka bir numarası yokmuş gibi  lanse edilir . Gel gelelim ki o insan büyük ihtimalle yayla yolunun tozunu yutarak traktör sırtında hiç göç götürmemiş gelirken elde yapma tezekleri getirmemiştir. Mesela bende
, biz 1998 yılında ilk defa yaylaya çıktığımızda öğrenmiştim elle tezek yapıldığını. Şimdi kimse yapmıyor o ayrı. Ama bunun bile bir üslubu hatta uhlumu vardır en iyisini kim yapmış kiminki ağır kiminki çatlamamış daha özenle kule yapılmış bu bile espri konusudur. televizyon olmadığı için bu bile çocuklar için yöresel magazindir.
Şimdi özlemden bahsederken şöyle demiştim ; zaten oradayken bile özlem duyabiliyordum.Bunu şöyle bir anımla burada da ölümsüzleştirmiş olayım. Yaylaya çıktığımız ilk yıl o kadar özlerdim ki Gölova yı yayla bana çok sıkıcı ve boğucu gelirdi. Zaten coğrafik olarak çukur olan yerde darlandıkça darlanırdım. Babam sabahları 7 de işe giderken bende yalvarırdım bende geleyim diye ama ben gidersem çok küçüğüm köyde (ilçeye köy diyoruz (hala 2020)) bana kim bakacak? Ben gidersem yaylada kuzulara kim bakacak !? Sonuç olarak arabamız da olmadığı için istediğimiz zaman köye gidip gelemiyoruz. Ama babam sağ olsun her ne istersek hemen akşama getirirdi.Bu konuda zorluk çekmedik.
Birgün anneminde talimatlarıyla arka bahçedeki asma yaprağını toplayıp bir torbaya doldurup getirmiş. Bende yaprakları destelemek için çuvalı bir bezin üstüne ters çevirdim ve o da ne? Gerçekten gelen yapraklarda köy kokuyordu.Bunu ta o zaman inanılmaz bulmuştum babama "şehirlerin kokusu olur mu " diye sormuştum. "Olur tabi ama nerden çıktı"deyince getirdiğin yapraklar köy kokuyor dedim ve gülümsedi ertesi gün "baba bende " deyince "atla " dedi ve java motoromuza binip köye gittik.O zaman daha yedi yaşındaydım.Nedense bu anımı hiç unutamam.Şimdi her bulduğum asma yaprağını kokluyorum ama hiç birinde köy kokmuyor.
Şimdi köylerin şehirlerin kokusuna gelecek olursak bende babama katılıyorum evet her memleketin kokusu var. Bazısı üzüm yaprağı gibi kokar bazısı yosun gibi.Bazısı kar gibi bazısı yağmur...Çocukluğuma dair en önemsediğim anılarımdan biridir...




Münire  2020

Yorumlar

Popüler Yayınlar