HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 3

Bölüm 3



Uçağa binmiştim.uçağın havası beni boğuyordu. Sanki birazdan nefes alamayacaktım ve olduğum yere yığılacaktım. Bulutların güzelliğine dalmışken içim geçmişti ve uyuyakalmıştım.
Benim için yaşadığım şehri bırakmak hayli zor olmuştu. Anılarımı bir çöp poşetine doldurmuş ve ağzını tekrar açana dek sıkıca kapatmıştım. Döndüğümde ya hiç açmadan çöpe savuracaktım yada tavan arasına kaldırıp ara sıra hatırlayacağım tatlı acı hatıralar olarak bakacaktım.
Anlamakta zorlandığım anons sesleri… Demek gelmiştim. Dışarı kafamı uzatır uzatmaz yüzüme çarpan şehir havası canımı sıkmıştı. Buraya ait olmadığım havasından bile belliydi. Nefes almakta hala zorluk çekiyordum.
İtalya ya gelme sebebim.. Yaşadığım şehirde dil kursuna giderken canımın sıkkın olduğu bir gün hiçbir zaman kazanamayacağım bir sınava girmiştim. Sınavın kazananı istediği ülkede istediği dili öğrenecekti ve dil kursu orada bir okul ve ev ayarlayacaktı. Aklımdakileri nasıl unutmak istediysem o sınava öyle bir odaklanmıştım ki beynimin en ücra köşelerindeki bilgileri bile hatırlamışım şuan olsa yapamayacağıma adımın Rıza olduğu kadar emindim. Belki bazen kendimi çok küçümsüyor olabilirdim , acaba neden diye düşündüm .Küçümsediğin kendin şimdi İtalya nın en kırsal köşelerine doğru yolculuğa çıkmış üzüm bağlarının arasında tozlu yollarda ilerlemeye başladı bile. Belki sen hala kendinin farkında değilsin Rıza. Kendini burada bulacaksın belki kim bilir..
Küçük bir kasaba seçmemin sebebi yorucu şehir gürültüsünden uzak , insanların samimiyetle birbirlerine “günaydın” dediği , sokaklara duvarlardan camlardan rengarenk sardunyaların sarktığı , birkaç saatte her yerini gezebileceğim  tam hayalimdeki yeri bulmuş olmam ve burada işimi görecek bir dil okulu bulunmasıydı.

Dümdüz tarlalar , üzüm bahçeleri artık bitmiş ve görkemli kalesiyle beyaz badanalı evleriyle uzaktan adeta bir kart postalı andıran bu küçük kasabaya gelmiştik. Beni havalanından daha önce burdaki okulu kazanan Türk bir öğrenci almıştı.Onun kaldığı evde kalacaktım. Bana bu küçük İtalyan köyünü tanıtıp samimi olduğu insanlarla tanıştıracaktı. Buna lüzum varmıydı bilmiyorum. Yaşça benden küçük olmasına rağmen yine de onu kırmadım. “burayı çok seveceksin abi” deyip duruyordu.
Beyaz avlusuyla sokaktan ayrılan iki katlı küçük bir ev. Ahşap sokak kapısından içeri girerken sarkan türlü türlü çiçeklere değmemek için iyice eğilmiştik. Avluya adım atar atmaz küçük botanik bahçeyle karşılaşmıştım resmen .Bir çok saksıda gelişi güzel dizilmiş rengarenk çiçekler ve sardunyalar… evin tam giriş kapısının yanında bir ahşap sandalye.. Bu sandalyenin hemen arkasında ikinci bir kapı daha…

Ve eski öğrenci kapıyı göstererek “giriş buradan Rıza Abi “ dediğinde ben huzur dolu gözlerimle her yeri baştan aşağı süzüyordum. Nefes almam düzene girmiş iç daraltılarım artık bitmişti. Gülümseyerek tahtaları aşınmış merdivenlerden çıkmaya başladık..

Bölüm sonu
Devamı gelecek



Yorumlar

Popüler Yayınlar