HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 4
BÖLÜM 4
Eskimiş merdivenlerin cilaları aşınmış bastığında gıcırtıya
benzer sesler çıkarıyordu. Üzerlerinden yayılan yeni neft yağı kokusu tüm
aydınlığı kaplamıştı. Bu koku insana garip bir huzur veriyordu.Tahta kapının
önünde durduk bu sıradan bir oda kapısıydı. Bir el hareketiyle açtı kapıyı ve “buyur
abi evine hoş geldin” dedi. Evime … Öyle mi?...
Öyleyse “hoş bulduk”…
“Ben artık gideyim okulda halletmem gereken işler var malum
yüksek lisans bitti . Son evrak işlerini de halledip hemen Türkiye’ye
döneceğim. Sana tekrar hayırlı olsun abi , İnşallah Türkiye de görüşme
şansımızda olur “
Hayır dileklerimizi alıp verdikten hemen sonra koşarcasına
indi merdivenlerden. Kendimle baş başa kalmıştım. Yeni hayatımın ilk anlarının
tadını çıkarıyordum. Hemen balkona çıktım. Bir sigara yaktım ve etrafı izlemeye
koyuldum.Tam karşıda tavernayı andıran bir lokanta vardı .Curcunalı sesler
yükseliyor ve bir ihtiyar dışarıdaki birkaç masayı dolaşıp müşterilere şen kahkahalar
attırıyordu. Neye gülüyorlardı böyle ?
Biraz ötede cam ve ahşap çerçeveli sanki 50 li li yıllardan
kalma bir bakkal … Sokağın en başında ise küçük bir müzik okulu içeriden flütle İtalyan
şarkılarını çalmaya çalışan küçük çocukların neşeli sesleri geliyordu. Ve evler…
Hepsi taze çiçekler , beyaz duvarlar ve kiremitten çatılarla süslüydü… Çok
güzeldi insana huzur veriyordu baktıkça bakıyordum ve uzaklarda bir yerlerde
güneş batmak üzereydi.
Sigaramın bittiğini fark ettim. Neyse ki paket hala yarımdı
ama nasılsa valizdeki kartonda bitecekti. Hatta getirdiğim Türk çayları da
bitecekti. O gün çay ve sigarayı sadece akşam yatmadan önce günün
değerlendirmesini yaparken bu balkonda içmeye karar verdim. Pekala..Çaysız
kahvaltımı olur ?.. Kendi kendimi reddettikten sonra içeri geçip evi gezmeye
başladım.
Balkondan içeri girildiğinde evin en büyük odası… Sol
tarafta bir kitaplık ,en sağda sanırım ev sahibesinin gelinlik zamanlarından
kalma bir sehpa ve üzerinde bir tüplü 55 ekran.. Tam karşıda bir kanepe …
eskimiş , kahverengi ,hardal , yeşil renkleri balkon camından süzülen
ışıklardan dolayı olsa gerek solmuş.. Elimi vursam tavanlara kadar toz çıkacak
gibi… Kapıdan çıkar çıkmaz sağda banyo.. Tam karşısı sol taraf mutfak..Uzun ama
küçük bir tezgah bir kaç raftan oluşan bir de küçücük yemek masası var. Küçük koridorun
en sonunda ise ufacık,sadece bir yatağın zorla sığdığı bir oda…
Yeni hayatımdaki ilk evim ve günüm..Şimdi annemin
tembihlediği gibi getirdiğim çarşafları geçireceğim ve harika bir uyku
çekeceğim. Valizimi olduğu gibi açmadan kapının arkasında ki dolaba sokmuştum
yaptığım şeye kendimde gülerek sal gitsin mantığıyla atladım yatağa yüz üstü..
ardından iç hesaplaşmamı yapmaya başladım.
Bölüm sonu
Devamı gelecek



Yorumlar
Yorum Gönder