HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 6

6.BÖLÜM

Sabah uyandığımda baş ağrım neredeyse hiç azalmamıştı aksine bir de baş dönmesi başlamıştı. Uzun zamandır böylesine kötü olmamıştım. Bugün önemli bir gündü öyle yan gelip yatmak olmazdı. Hemen toparlandım ve okuldaki sınava geç kalmamak için hızlıca evden çıktım.
Dün hocanın uyarısından sonra bu sefer duvar dibine oturmak istediysem de  yapamadım.Sanki içim daralıyordu dışarıyı görmem lazımdı hem sınav bitiminde hemen eve dönecektim.Her zaman oturduğum pencere kenarına doğru ilerlerken yine kilisenin önünde ki küçük afacanı farkettim. Sanki dünden beri hiç oradan kalkmamış evine gitmemiş gibi orada yine su havuzunun kenarında oturuyordu. Hocanın girmesiyle tüm dikkatimi sınava vermiştim.Sınav kağıdına odaklanmak istedikçe sanki gözlerim yuvalarından sarkıyordu.Kendimi hiç de iyi hissetmiyordum.Sanki sınıf çöplük gibi kokuyordu. Kitapçığı kürsüye bırakıp koşar adım sınıftan çıktım.
Dışardaki temiz hava bir nebzede olsa beni rahatlatmıştı. Sonra gözüm hemen afacanı aradı.İşte oradaydı! Gitmemiş oturuyordu. Yanına doğru birkaç adım attım ve bende havuzun süslü taşlarına oturdum.. Başım iyice dönmeye başlamıştı. Ama ben yine de bu afacanla biraz sohbet etmek istiyordum . Çünkü buraya geldiğimden beri sohbetlerim “günaydın , iyi akşamlar dan öteye geçmiyordu kimseyle.

Başımı pek kaldıramıyordum .Yüzüne bakamadan “ciao”(merhaba) dedim. Aniden kafasını kaldırıp suratıma o kadar hızlı baktı ki.Birden sanki kendimi suçlu hissetmiştim.Gözlerinde tuhaf bir gizem vardı.Kısık ses tonuyla “merhaba” dedi. Artık yüzüme değil yere bakıyordu benimle konuşurken kafasını hiç kaldırmıyordu .”neden burada bekliyorsun dedim”. Aldığım cevap karşısında kala kalmıştım.”Hiç kimsem yok! Gidecek yerim yok! Kiliseye iyi insanlar gelir burada bana kimse kötü davranamaz .” Bu cevap karşısında biraz düşünmüştüm. Söyleyecek hiç bir şey yoktu.”Doğrumu söylüyorsun annen baban nerede ?” “Benim babam yok. Annem çok hastaydı belediyenin evlerinde kalıyorduk ama o birkaç gün önce bu kiliseye getirildi ve bir melek olup uçtu.”
Düşmemek için kendimi zor tutuyordum. Göz yaşlarının hafif hafif süzüldüğünü farkediyordum.”Annen için çok üzüldüm evlat, o halde neden belediye yurtlarında kalmaya devam etmiyorsun?”  “Çünkü oradan kaçtım !.Orada annesi olmayanlara çok kötü davranıyorlar üstelik annem burdan beni kolayca görebilir çünkü kilise mezarlığına gömüldü.”
O daha cümlesini bitiremeden hıçkırıklara boğulmuş bense boğazıma bir şey düğümlenmiş nefes bile alamıyordum. Çanlar çalmaya başlamıştı. Dong sesi vurdukça beynim zonkluyor ve yanımda çaresizce ağlayan bu küçük çocuğa teselli bile veremiyordum. Etrafımda ki insanlar oradan oraya aktıkça midem bulanıyordu. İki elimle kafamı tutup kuduz bir köpek gibi sağa sola saldırmamak için kendimi zor tutuyordum.etraftakilere “Susun artık ! Durun! herkes dursun!” diye haykırmak istiyordum.
Olduğum yere yığılmıştım. Sadece küçük afacanın başımda “beyefendi! Beyefendi!” diye bağırdığını duyabilmiştim. Geriye kalan her şey bir anda karanlıklaşmıştı ve kalabalığın uğultusu çoğalmıştı..Tüm bu olanlardan sonra gözlerimi açtığımda kolumda bir serum iğnesi ,karşımda bir lavabo bembeyaz ötrüleri olan bir yatakta yatıyordum. Bana ne olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Galiba bayılmıştım yine ve birileri beni hastaneye getirmişti. Gözlerimi açamayacak kadar ağırlaşmışlardı ve tekrar uykuya dalmıştım…

Birden hızla açılan kapının sesiyle irkildim. Camdan içeri dolan taze güneş ışıklarından sabah olduğu anlaşılıyordu. Hemşire samimiyetle nasıl olduğumu sordu. Kendimi çok iyi hissediyordum. Hemşire doktorun beni görmek istediğini bunun önemli olduğunu ve beklemem gerektiğini söylediyse de , ben üzerimi giymeye başlamıştım bile. Yakalarımı paslı lavabonun aynasında düzeltirken hemşire hanıma “doktora teşekkür ettiğimi söyleyiniz lütfen “ diyerek kapıyı açtım ve … Tam karşımda duruyordu kafasını kaldırıp yüzüme öyle bir bakış atmıştı ki sanki beni bırakıp kaçacakmıydın dercesine… “Afacan! Ne işin var senin burada?” Bunu söylerken bana daha fazla o şekilde bakmasını istemediğim için hemen eğildim ellerinden tutup “söylesene ne yapıyorsun burada ? İyisin ya?” dediğimde aldığım cevap karşısında hissettiklerimi sanırım bir daha asla hissetmeyecektim. O küçücük elleriyle sımsıkı sarmıştı ellerimi ve “hasta olmuştun ve yanında hiç kimse yoktu dedi .Annem hasta olduğunda kimse bakmamıştı ve o melek oldu. O yüzden yardım istedim ve bende yanında gelmiştim. Ama şimdi iyisin ve ben kiliseme döneceğim çünkü öğle vakti yaklaşıyor ekmek dağıtan amcalar gelmek üzeredir.”

Gözyaşlarıma hakim olamamıştım . Öte yandan da içimi garip bir gurur ve sevinç kaplamıştı. Ağlayarak ; “Öyleyse sen benim en iyi dostumsun! Ben Rıza! Peki ya sen?”
“ Marco…Ben Marco”.


Bölüm sonu
Devamı gelecek


Yorumlar

Popüler Yayınlar