HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 7

BÖLÜM 7

Demek “Marco”adın küçük beyefendi.. Aslında ona küçük beyefendi dememin sebebi onunda bana “Beyefendi” demesiydi. Bunca zorluk içinde, sokaklarda kalmış olmasına rağmen ,hatta şimdi annesiz bir küçük çocukken bile ,çok kibar ve iyi yetiştirilmiş olduğu belliydi. Son derece saygılıydı.
“Pekala Marco benimle gelmek ister misin?” Gözlerinin parladığını gördüm ve heyecanlı bir şekilde “evine mi?” dedi. Aslında onu evime davet etmek aklımda değildi sadece bir güzel karnını doyuracaktım biraz kendisiyle sohbet edecektim , sonrasını ben düşünememiştim ama o bu soruyu sorarak çok iyi etmişti. “elbette”dedim.
Hemşire hanım tüm olanları ağzını açmadan izlemiş ve sanki konuşmamızın bitmesini bekliyormuş gibi tekrar doktoru hatırlattı. Ona bakıp “teşekkürler” dedim. Marco’nun da elinden tutup hızlıca hastane koridorunda yürüdük. Bahçeye açılan kapıdan merdivenlerden inerken “sende doktordan korkuyorsun galiba , oysaki annem hep doktorlardan korkulmaz derdi.”
Ona sadece gülümsemiştim. “Karnın açmı”diye soracak oldum ve bir an bunun ne saçma olduğunu farkettim. Daha az önce ekmek dağıtan amcalara yetişeceğinden bahsediyordu. Kendimi aptal gibi hissettim. Sormamıştım ama yine de soğuk soğuk terlemiştim birden. Evimin olduğu sokağa gelmiştik. . Lokantanın kapısında ihtiyar, çalışanlardan biriyle bir şeyler konuşuyordu. Onlara doğru yöneldim. Selamlaşıp boş masalardan birine oturduk. Yiyecek siparişlerimizi verdik ve beklerken sohbet etme derdindeydim. Ama küçük beyefendi benden önce davrandı.

“Dün çok hasta olmuştun .Seninde kimsen yok galiba. Yoksa hastaneye gelip seni bulurlardı değil mi? Biraz bekledim ve kimse gelmeyince bende seni bırakmak istemedim.”
“Demek bana refakat ettin”dedim gülümseyerek…”hastalık konusuna gelecek olursak arada olur önemli bir şey değil sanırım çok yoruluyorum. “diyerek geçiştirdim.
O sıra da ihtiyar yaklaştı elindeki meşrubatları masaya bırakırken “ ne o genç, adam rengin atmış gibi ..Hem bakıyorum kendine birde arkadaş edinmişsin .”diye ekledi. Geçiştirilmiş bir teşekkür ettim…
Yemeklerimiz bitmişti.”Sen hiç Türk çayı içtin mi Küçük Beyefendi “ “ben hiç çay içmedim” cevabını aldıktan sonra “evin önüne gelmiştik bile. Avlunun kapısına gelince kafasını kaldırıp evi, duvarlardan ve balkonlardan sarkan çiçekleri dikkatlice süzdü. Sonra bana dönerek “annemin hayalinde ki gibi” dedi.
Belli ki boğazımıza bir şeyler düğümlenerek yaşayacaktık bir süre. Ettiği her lafı içim burkula burkula dinleyecektim. Eve girdiğimizde “ben duş alacağım sen beni salonda bekleyebilirsin” dedim. Hastane kokusundan her zaman nefret etmişimdir. Asla tahammül edemem. Üstüme sindiğine adım gibi eminim. Hızlıca duş alıp küçük misafirimi de bekletmek istemiyordum. Rahat ev kıyafetlerimi giydim ve salondan içeri girdim. kitaplığın olduğu duvarda ki resimleri dikkatle incelediğini gördüm.
Bana “senin annen ve baban varmış ,hatta sanırım bir kız arkadaşın bile var.”Bunu söylerken oldukça şaşırmış olduğunu gördüm. Ona ailemin burada yaşamadığını ve benimde başka bir ülkeden geldiğimi anlayabileceği biçimde anlattım. Küçüktü ama çok zeki bir çocuktu , okul yaşını bir iki sene geçmişti .
“Gel bakalım küçük beyefendi, sana birkaç kıyafet ayarladım seninkileri yıkayalım. Kuruyana kadar benimkilerle idare edersin olur mu ? Hem bir de sıcak banyo yaparsın ki mis gibi olursun.”Gülümseyerek kabul etti. Kıyafetleri balkona çıkarıp çitilemeye başladım oda benim pijamalarımla oldukça komik görünüyordu kendisi de farkındaydı ki gülerek karşımda duruyordu.
Tüm işler bitmişdi. İkimizde epey yorgunduk. Salondaki kanepeye oturup küçük televizyonumdan bir İtalyan kanalı açtım. Ayaklarımı da eski tabureye uzatmış tam anlamıyla keyfini çıkaracaktım ki “Türk çayı içmeyecek miyiz?” diye sordu. Nasılda unutmuştum…

Bölüm sonu
devamı gelecek..

Yorumlar

Popüler Yayınlar