HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 8
BÖLÜM 8
Sorular arka arkaya mermi gibi
yağıyordu. Her kurşun beni beynimden vuruyormuşçasına yere yığılacak gibi oldum
.Tepsi elimden kayıp gitti. Gürültüden korkan küçük birkaç ardım arkaya gitti. Oda
etrafımda hızla dönüyordu. Başım iki elimin arasında diz çökmüştüm ve o an “yeter!
Yeter artık! Öyle biri yok ! Öldü ! Hemde benim yüzümden ! Yedi yıl tam yedi
yıl önce! İntihar etti ! hayır hayır,ona araba çarptı! Belki de bana kızıp
arabanın önüne atlamıştır! Yada bilmeden olmuştur. Çok kızmıştı bana sinirinden
farketmemiştir ,bilmeyerek olmuştur !
Tüm bunları düşünürken sanki uyukladığımı fark ettim ve gözlerimi açtığımda “Küçük
Marco” yoktu. Nasıl olur ? Nasıl farketmedim yanımdan kalktığını? Hemen evin
içinde seslendim ama yoktu. Balkona koşup avluda mı diye baktım orada da yoktu . Cadde boydan boya gözükmesine rağmen Küçük Marco dan en ufak bir iz yoktu.
İhtiyar lokantanın önünde bir sandalyede oturmuş sigarasını tellendiriyodu. Hemen
ayaklarıma bir terlik geçirip hızlıca merdivenlerden indim.Onu bulup kendimi
affettirmem gerekiyordu.
Çayın kaynamasını beklerken gözüm mutfak penceresinden
kasabanın doğu tarafına takıldı. Sadece doğu kısmında değil her yerinde evler
bahçeler belli bir düzendeydi. Marko’nun anneside böyle bir evde oturmak
istiyordu demek. İnsanların hayalleri birbirine benzer. Ben ne için gelmiştim
buraya.? Benim hayalimde mi böyle bir evde yaşamaktı. Bazen hafızamı kaybetmiş
gibi hissediyordum. Hafızamda bulanık bazı anılar veya hayaller canlanıyor ara
sıra, ama bunların hayal veya anı olduğunu ayırt edemiyordum. İlaçlarım biteli
15 gün olmuştu daha ama ben daha dün hastanelik olmuştum bile. Acaba ilaçları
almamaya devam edersem alışırmıyım yoksa hayatımın geri kalanını etkiler mi
diye düşünmeden edemedim. Ben artık hiçbir şeye bağlı yaşamak istemiyordum. İlaca, hayale,anıya veya bir kişiye…Hiçbir şeye…Benim
özgürlüğümde buydu işte…
Çay olmuştu artık . İnce belli bardaklara paylaştırıp içeri
götürdüm. Geldiğimde yine kitaplığın üzerinde ki resimleri inceliyordu. Nedense
bir anda gerilmiştim. Gözlerini üzerine dikerek bana “Neden buraya geldin dil
öğrenmek için. Bizim dilimizi zaten gayet iyi konuşuyorsun. Başka bir ülkeye gitseydin
ya”dedi. Dona kalmıştım. Öyle ki ben bile bu sorunun cevabını kendime bile
veremezken bu çok bilmiş afacana hiç veremeyecektim.
“Babanla da birkaç fotoğrafın var
demek ki o iyi bir baba değil mi? Madem hastasın annen neden yanına gelmiyor? Senin
de çocuğun var mı? Neden sevgilinin tek fotoğrafı var ? “
Sorular arka arkaya mermi gibi
yağıyordu. Her kurşun beni beynimden vuruyormuşçasına yere yığılacak gibi oldum
.Tepsi elimden kayıp gitti. Gürültüden korkan küçük birkaç ardım arkaya gitti. Oda
etrafımda hızla dönüyordu. Başım iki elimin arasında diz çökmüştüm ve o an “yeter!
Yeter artık! Öyle biri yok ! Öldü ! Hemde benim yüzümden ! Yedi yıl tam yedi
yıl önce! İntihar etti ! hayır hayır,ona araba çarptı! Belki de bana kızıp
arabanın önüne atlamıştır! Yada bilmeden olmuştur. Çok kızmıştı bana sinirinden
farketmemiştir ,bilmeyerek olmuştur !
Midem bulanmaya başlamıştı
ağzımdan çıkan hiçbir kelimeyi bilinçli söylemediğimi fark ettim biraz
sakinleşip haykırmalarım yerini ağlama krizine bıraktığında, karnını dizlerine
çekip pusmuş bir vaziyette olduğunu gördüm. Belki o an ölmek istedim . Asla onu
incitmek, korkutmak istememiştim . O benim hayallerimi süsleyen bu şehirde, tek
dostum olacaktı.
Hızlıca yanına gidip sarıldım,
ikimizde ağlıyorduk.”Marco seni korkuttuysam özür dilerim, ben hasta bir adamım
“dedim. Nasıl anlatacaktım ki bunu küçücük çocuğa, anlatmama gerek varmıydı?
Fazla düşünmekten demişti doktor…Aşırı stres ve baskı yüzünden beynim sürekli
su kesecikleri üretiyordu. Bunu kendi kendime yapıyordum. Buraya gelmeden son
zamanlarda gayet iyiydim. Sosyal hayatta ve evde hatta okulda bile. Zaman zaman
baygınlıklar geçiriyordum. Doktor bayıldığın zaman bir gün ya felçli
uyanacağımı ya da hiç uyanamayacağımı net bir şekilde açıklamıştı. Bende
kendimi iyi hisseder etmez hemen hayalini kurduğum bu küçük kasabaya gelmiştim.
Sahi benim hayalimmiydi bu küçük İtalyan kasabasında yaşamak? Neden dil okuluna
gidip İtalyanca öğrenmiştim ve beni buraya getiren sebep gerçekten bilinç altımıydı?
Bölüm sonu
Devamı gelecek


Yorumlar
Yorum Gönder