HERHANGİ BİR ZAMAN HİKAYELERİ 8

BÖLÜM 8


    Çayın kaynamasını beklerken gözüm mutfak penceresinden kasabanın doğu tarafına takıldı. Sadece doğu kısmında değil her yerinde evler bahçeler belli bir düzendeydi. Marko’nun anneside böyle bir evde oturmak istiyordu demek. İnsanların hayalleri birbirine benzer. Ben ne için gelmiştim buraya.? Benim hayalimde mi böyle bir evde yaşamaktı. Bazen hafızamı kaybetmiş gibi hissediyordum.        Hafızamda bulanık bazı anılar veya hayaller canlanıyor ara sıra, ama bunların hayal veya anı olduğunu ayırt edemiyordum. İlaçlarım biteli 15 gün olmuştu daha ama ben daha dün hastanelik olmuştum bile. Acaba ilaçları almamaya devam edersem alışırmıyım yoksa hayatımın geri kalanını etkiler mi diye düşünmeden edemedim. Ben artık hiçbir şeye bağlı yaşamak istemiyordum.       İlaca, hayale,anıya veya bir kişiye…Hiçbir şeye…Benim özgürlüğümde buydu işte…
Çay olmuştu artık . İnce belli bardaklara paylaştırıp içeri götürdüm. Geldiğimde yine kitaplığın üzerinde ki resimleri inceliyordu. Nedense bir anda gerilmiştim. Gözlerini üzerine dikerek bana “Neden buraya geldin dil öğrenmek için. Bizim dilimizi zaten gayet iyi konuşuyorsun. Başka bir ülkeye gitseydin ya”dedi. Dona kalmıştım. Öyle ki ben bile bu sorunun cevabını kendime bile veremezken bu çok bilmiş afacana hiç veremeyecektim.
“Babanla da birkaç fotoğrafın var demek ki o iyi bir baba değil mi? Madem hastasın annen neden yanına gelmiyor? Senin de çocuğun var mı? Neden sevgilinin tek fotoğrafı var ? “
    Sorular arka arkaya mermi gibi yağıyordu. Her kurşun beni beynimden vuruyormuşçasına yere yığılacak gibi oldum .Tepsi elimden kayıp gitti. Gürültüden korkan küçük birkaç ardım arkaya gitti. Oda etrafımda hızla dönüyordu. Başım iki elimin arasında diz çökmüştüm ve o an “yeter! Yeter artık! Öyle biri yok ! Öldü ! Hemde benim yüzümden ! Yedi yıl tam yedi yıl önce! İntihar etti ! hayır hayır,ona araba çarptı! Belki de bana kızıp arabanın önüne atlamıştır! Yada bilmeden olmuştur. Çok kızmıştı bana sinirinden farketmemiştir ,bilmeyerek olmuştur !
     Midem bulanmaya başlamıştı ağzımdan çıkan hiçbir kelimeyi bilinçli söylemediğimi fark ettim biraz sakinleşip haykırmalarım yerini ağlama krizine bıraktığında, karnını dizlerine çekip pusmuş bir vaziyette olduğunu gördüm. Belki o an ölmek istedim . Asla onu incitmek, korkutmak istememiştim . O benim hayallerimi süsleyen bu şehirde, tek dostum olacaktı.
      Hızlıca yanına gidip sarıldım, ikimizde ağlıyorduk.”Marco seni korkuttuysam özür dilerim, ben hasta bir adamım “dedim. Nasıl anlatacaktım ki bunu küçücük çocuğa, anlatmama gerek varmıydı? Fazla düşünmekten demişti doktor…Aşırı stres ve baskı yüzünden beynim sürekli su kesecikleri üretiyordu. Bunu kendi kendime yapıyordum. Buraya gelmeden son zamanlarda gayet iyiydim. Sosyal hayatta ve evde hatta okulda bile. Zaman zaman baygınlıklar geçiriyordum. Doktor bayıldığın zaman bir gün ya felçli uyanacağımı ya da hiç uyanamayacağımı net bir şekilde açıklamıştı. Bende kendimi iyi hisseder etmez hemen hayalini kurduğum bu küçük kasabaya gelmiştim. Sahi benim hayalimmiydi bu küçük İtalyan kasabasında yaşamak? Neden dil okuluna gidip İtalyanca öğrenmiştim ve beni buraya getiren sebep gerçekten bilinç altımıydı? 
   
Tüm bunları düşünürken sanki uyukladığımı fark ettim ve gözlerimi açtığımda “Küçük Marco” yoktu. Nasıl olur ? Nasıl farketmedim yanımdan kalktığını? Hemen evin içinde seslendim ama yoktu. Balkona koşup avluda mı diye baktım orada da yoktu . Cadde boydan boya gözükmesine rağmen Küçük Marco dan en ufak bir iz yoktu. İhtiyar lokantanın önünde bir sandalyede oturmuş sigarasını tellendiriyodu. Hemen ayaklarıma bir terlik geçirip hızlıca merdivenlerden indim.Onu bulup kendimi affettirmem gerekiyordu.


Bölüm sonu
Devamı gelecek

Yorumlar

Popüler Yayınlar